Otomotiv sektöründe büyük bir dönüşüm yaşanırken, İngiltere’deki Sunderland tesisi, beklenmedik bir stratejik değişiklikle sarsıldı. Nissan, elektrikli araçlar (EV) için kritik öneme sahip güç aktarma organlarını üretecek şekilde inşa edilen 50 milyon sterlinlik tesiste elektrikli parça üretiminden tamamen vazgeçtiğini açıkladı.
Modern tesis, Nissan’ın yüzde 75 hissesine sahip olduğu Jatco firması tarafından işletilmekteydi ve şirketin küresel “RE:Nissan” yeniden yapılandırma planının önemli bir parçası olarak düşünülüyordu. Ancak, son dönemlerde yapılan açıklamalara göre, şirket elektrikli güç aktarma organlarını Birleşik Krallık’ta üretmeme kararı aldı. Bu durum, fabrikanın başlangıçta hedeflenen yıllık 340 binlik üretim kapasitesinin ve teknoloji odaklarının tamamen değişmesi anlamına geliyor. Yetkililer, fabrikanın gelecekte hangi tür geleneksel veya alternatif güç sistemlerini geliştirebileceği konusunda yeni bir değerlendirme süreci başlattı.
Sunderland’deki fabrikanın açılışı, bölge ekonomisi açısından büyük bir zafer olarak görülmüştü ve Birleşik Krallık hükümetinden 12 milyon sterlinlik önemli bir hibe desteği almıştı. İlk etapta 183 kişiye yeni iş imkanı sağlaması beklenen fabrikanın, projenin durdurulmasıyla birlikte yalnızca 20 kişiyi istihdam etmesi dikkat çekici bir durum. Nissan yetkilileri, kısa vadede mevcut çalışanlar için bir işten çıkarma sürecinin yaşanmayacağını belirtti ancak yerel yönetimler ve iş dünyası temsilcileri, bu belirsizlikten dolayı kaygı taşıyor.
Kuzey Doğu Labour Belediye Başkanı Kim McGuinness, fabrikanın elektrikli araç vizyonundan vazgeçmesini büyük bir “hayal kırıklığı” olarak nitelendirdi ve elektrikli araç sektörü için hükümetten daha fazla destek talep edeceklerini vurguladı. Birleşik Krallık hükümeti ise bu durumu “ticari bir karar” olarak değerlendirdi. Hükümet yetkilileri, modern sanayi stratejisi çerçevesinde otomotiv üreticilerini ve tedarik zincirlerini korumak amacıyla yaklaşık 1 milyar sterlinlik destek sağlama niyetinde olduklarını duyurdu.
Jatco’nun Meksika, Çin ve Tayland’dan sonra dördüncü uluslararası yatırımı olan bu stratejik tesisin gelecekte hangi projelerle faaliyet göstereceği, Sunderland’in küresel teknoloji haritasındaki pozisyonunu belirleyecek.