Küresel sosyoekonomik dengesizliklerin sonuçları, en savunmasız gruplardan biri olan çocukları derinden etkiliyor. Dünya genelinde çocuk nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan bu kesim, yoksullukla birlikte eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. Bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, dünya genelinde çocukların durumu endişe verici bir hal almış durumda. Uluslararası raporlar, 138 milyon çocuğun oyun oynamak yerine çalışmak zorunda kaldığını ve birçok çocuğun temel sağlık hizmetlerinden bile mahrum olduğunu ortaya koyuyor.
Dünya genelindeki çocuk nüfusu 2 milyarı aşarken, bu büyük topluluk, temel insani haklardan yoksun bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Gıda, eğitim, sağlık ve güvenli barınma gibi alanlarda yaşanan eşitsizlikler derinleşiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, her dört çocuktan biri şiddetli gıda yoksulluğuyla mücadele ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise 138 milyon çocuğun işçi olarak sömürüldüğünü bildirmekte.
ILO Kıdemli Proje Koordinatörü Fatma Gelir Ünal, bu durumun çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekiyor. Ünal, dünya genelinde 5 yaşın altındaki 181 milyon çocuğun “şiddetli gıda yoksulluğu” içinde yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. Bu çocuklar, yeterli ve besleyici gıdaya düzenli erişim sağlayamadıkları için akut yetersiz beslenme riski altında.
Eğitim alanındaki tablo da pek iç açıcı değil. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, 2024 itibarıyla 273 milyon çocuk ve genç eğitim sisteminin dışında kalmış durumda. Bu devasa grubun 79 milyonunun ilkokul çağında, 64 milyonunun alt ortaöğretimde, 130 milyonunun ise üst ortaöğretim çağında olduğu belirtiliyor. Ünal, 2015 yılından bu yana okul dışında kalan çocuk sayısındaki azalmanın yüzde 1’in altına düştüğünü ve ilerlemenin neredeyse durma noktasına geldiğini ifade etti.
Sağlık hizmetlerine erişimde de büyük bir uçurum var. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF verilerine göre, 2024 yılında 14,3 milyon bebek rutin aşılardan dahi faydalanamadı. Ayrıca, 20 milyon bebek en az bir DTP (Difteri, Tetanoz, Boğmaca) dozunu kaçırdı. 2023 yılında 4,8 milyon çocuğun beş yaşına girmeden hayatını kaybettiği, bu ölümlerin 2,3 milyonunun yenidoğan döneminde gerçekleştiği trajik bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. 2024 yılı için çocuk ölümlerinin 4,9 milyona yükselmesi beklenirken, ilerleme hızındaki yavaşlama ise 2015’ten bu yana yüzde 60’tan fazla.
Çocuk işçiliği de ciddi bir sorun olarak gündemde. 2024 itibarıyla 138 milyon çocuğun çalıştırıldığı tahmin ediliyor. Bu rakam, 5-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 7,8’ine karşılık geliyor. Ünal, dünya genelinde 2025 yılına kadar çocuk işçiliğini sona erdirme hedefinin gerisinde kalındığını dile getiriyor. Çocuk işçilerin 54 milyonu, sağlığını tehdit eden tehlikeli işlerde çalışırken, 79 milyonunun henüz 5-11 yaş aralığında olduğu belirtiliyor. Çocuk işçiliğinin yüzde 61’i tarımda, yüzde 27’si hizmet sektöründe, yüzde 13’ü ise sanayide yoğunlaşıyor. Özellikle Sahra Altı Afrika gibi kriz ve çatışma bölgelerinde çocuk işçiliği oranları, küresel ortalamanın iki katına çıkıyor.
Bu durum, hükümetlerin sosyal politika ve sistemlerini güçlendirmesi gerektiğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Çocukların sağlıklı bir geleceğe sahip olabilmesi için acil tedbirler alınmalı ve bu alandaki eşitsizlikler giderilmelidir.