İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Semir Över, Adana, Kahramanmaraş ve Hatay’ın bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesinde sismik aktiviteye dikkat çekti. Över, özellikle bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte depremler olabileceğine dair yapılan iddiaların yanlış olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Över, “Adana’nın güneyinde, Karataş ile Osmaniye arasında uzanan Karataş-Osmaniye fayı, uzun bir süredir büyük depremler üretmedi. Bu nedenle burada bir deprem bekleniyor, ancak kesin bir tarih vermek mümkün değil. Söz konusu fayın üretebileceği depremin büyüklüğü yaklaşık 6 ile 6.6 arasında olabilir” ifadelerini kullandı.
6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depremin, Çelikhan’dan Türkoğlu’na kadar olan hat üzerinde etkili olduğunu hatırlatan Över, bu durumun Doğu Anadolu fay zonu üzerindeki kırılma ile ilgili olduğunu belirtti. Geçmişte bu fayla ilgili pek çok model geliştirildiğini ifade eden Över, 1970’li yıllarda oluşturulan bir modelin, fayın Türkoğlu’ndan başlayarak İskenderun Körfezi’ne paralel bir şekilde Adana’ya uzandığını öne sürdüğünü belirtti. Ancak bu modelin tek başına geçerli olmadığını da sözlerine ekledi.
Över, daha sonradan geliştirilen diğer modellere de değinerek, “Geliştirilen bir başka model, fayı Türkoğlu’ndan sonra Osmaniye yönüne ilerlemediğini gösteriyor. 2023 depremleri de bu durumu destekledi. Deprem, Amanos Dağları’nı aşarak Osmaniye’ye doğru bir kırılma oluşturmadı. Amanos Dağları’nın sağlam yapısı, fayın batıya geçişini engelliyor. Son günlerde ‘Doğu Anadolu fay zonunun batı kolunda 7 ve üzeri büyüklükte depremler bekleniyor’ iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bu bölgede böyle bir fay kolunun mevcut olmadığını belirtmekte fayda var” dedi.
Över, Karataş-Osmaniye fayıyla ilgili olarak, bölgedeki riskin dikkate alınması gerektiğinin altını çizerken, depremin büyüklüğünün 6 ile 6.6 arasında olabileceğini yineledi. Bu büyüklükte bir depremin, İskenderun Körfezi ve çevresindeki yerleşim yerlerinde ciddi sarsıntılara yol açabileceğini ifade eden Över, depremin yıkıcılığının ise yapı kalitesine bağlı olduğunu belirtti. 2023 depremlerinde hasar gören ve güçlendirilmemiş binaların risk taşıdığını vurgulayan Över, “Güvenli şehirler inşa etmek için depreme dayanıklı yapılar oluşturmalıyız. Sağlam bir yapı stoku, güvenli bir yaşam alanı yaratmanın temelidir” dedi.